KARSIN KIZIL MADENİ ( MAL MEYDANI )                

0

Birkan ÇELİK                                                           

Kars’ın kızıl madeni, mal meydanı, ülkeye dağılan büyükbaş hayvanların yolculuğunun kalbidir. Üç dört yıllık emekle, sevgiyle çocuğundan farksız bakılıp büyütülen büyükbaş hayvanların sahipleriyle veda yeri. Haftanın beş günü, sabah 07.00-09.00 arasındaki akıl almaz bir sürede, bin ila bin beş yüz büyük canlının teri, soluğu, kokusu, sesinin, Kars’ın soğuk ve sisli havasına karıştığı görkemli cangıldan geriye sessiz bir yalnızlık kalır.

Hayvanların yarısına yakın sayıda tüccar, simsar, satıcı, mal sahibi, köylünün de bu canlarla beraber soluk alıp verdiği, hareket ettiği, ses çıkardığı, çekişmeli pazarlıkların döndüğü, sahiplerin el değiştirdiği hayvan borsası, her zaman olduğu gibi paranın arkasından hüzünlü hikâyeler bırakır geride. Özellikle kar yağışı altında, dönen, hareket eden, gidip gelen, böğüren, bağıran, çağıran, terleyen, soluk alıp veren, iri gövdelerinin üstünden yükselen sıcak havanın soğuk hava buharına karıştığı, bekleyiş halindeki onca canın var oluş mücadelesinin dinamizmi, özellikle kışın fotoğraf sanatçıları için daha da estetik kareler ortaya çıkarır. 

Bu meydanı yıllarca fotoğraflayan sevgili fotoğraf sanatçı A. Kadir Ekinci’nin, “Mal Meydanı” fotoğraf albümünde de belirttiği gibi şu an valilik meydanından başlayan alan üçüncü yeni yerinde yine aynı enerji, aynı serüveniyle ama yine de bilenler için, (yoksa eskiler mi demeliyim) eski görkemli günlerini arıyor.

“Kar” romanında Orhan Pamuk, Kars’ın eski zenginliğini yitirerek zamanla nasıl yoksullaştığını anlatıyorsa, mal meydanı da eski büyüklüğünü, çeşitliliğini, önemini yitiriyor. Osmanlı’dan bu yana bölgenin en önemli hayvan pazarı, keşke o dönemlerde de bugünkü gibi fotoğraflanabilmiş olsaydı. 

Artık küçük baş hayvanlar meydana getirilmiyor, çünkü küçükbaş hayvancılığı bölgede iyice azalmış durumda. Nedeni elbette bu yazının sınırlarının dışında. Onlarca yıl önce hayvanlarıyla gece gündüz yürüyerek, toz toprak içinde yol alan kafilelerin yerini küçük kamyonetlerin alması gibi. Sabahları, erkenden, güneş doğmadan fotoğraf çekmek için ışığın peşine düştüğüm çevre köy yollarında genellikle bu kamyonetler sarı soluk farlarıyla yanımdan hızla geçip gider. 

Yerli halk, bölgenin ekmek kaynağı ve ekonomisinin temeli, Kars’ın altın madeni, dese de, her madenin kendi rengini almasından ötürü ben kızıl madeni, demeyi tercih ediyorum ve aynı anda madenlerin de cevherinin nasıl giderek tükendiği geliyor aklıma.

Biz fotoğrafçılar, ışığın mürekkebiyle anı, zamanı, hayatın akışını çizmeye devam edeceğiz her ne olursa olsun…

Hayvan Endüstrisinin iklim krizinin baş nedenlerinden olduğunu unutmadan, ancak Kars mal meydanının da içinde barındırdığı küçük üreticilerin derdini anlamaya çalışarak, geçirdiği değişimi düşünerek, sürdürülebilir tarımın ya da sürdürülebilir hayvancılığın kaybının yasını tıpkı kesime giden hayvanların yasını tutar gibi tutarak kafamda deli sorularla dolaşıyorum. Hayvancılıkta dış pazarlar ve küçük üreticinin giderek çekilmesi, mal meydanının eli sopalı simsarlarının yerini alan uluslararası hayvan endüstrisi…

Ama bir anda bir şey oluyor, tepede güneş yükseliyor, beyazlığın ortasındaki kara gölgeler, hepimizin onca çaresizliği paylaştığı bilgisi içimde ılık bir dalga gibi yavaşça yükselip beni sarıp sarmalıyor…

 

ip

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here