PANDEMİ SÜRECİNDE KUŞLARI GÖRMEK

0

Birkan ÇELİK

İnsanlık tarihinin geçirdiği en zor dönemlerden birinin daha yılını devirmiş durumdayız. İnsanlık olarak bu süreyi kapanarak geçirdik ve devam ediyoruz. Hal böyleyken baharın gelişini, ağaçların çiçeğe duruşunu, doğadaki canlanmanın tüm hızıyla devam ettiğini gözlemleyebiliyoruz.  Pandeminin başlarında üretim faaliyetlerinin de yavaşlamasıyla doğal hayatın nasıl da canlandığını, şehirlere kadar gelen kuşlardan gözlemledik.  Bu kısa moladan sonra ne yazık ki vahşi kapitalizm kaybettiği zamanı telafi için çarklarını daha da hızla döndürürken, sokağa çıkma yasaklarında bile ağaç kesimleri İkizdere örneğinde görüldüğü üzere devam etti. Sanki ağaç dikerek bir orman yaratılabilirmişçesine yüzlerce yıllık ağaçlar kesilerek dağlar, tepeler dinamitle katledilmeye devam etti.  Oysa bu kısa mola, müdahale etmediğimiz doğa ve yaban hayatının,  nasıl da hızla kendini iyileştirme gücüne sahip olduğunu bize gösterdi. Daha önce görülmeyen kuş türleri kentlerdeki park alanlarına kadar gelip sesleri daha çok duyulur, güzel varlıkları daha çok hissedilir oldu.

Normal koşullar altında bin bir zahmetle fotoğrafladığım bu kuş türlerini izlerken, insanoğlunun yaşadığı dünyada ne çok kayıplara neden olduğunu tekrar hatırladım. Yol açtığımız küresel ısınmadan dolayı göç zamanlarının değişimini bizzat gözlemledim. İklim krizi kaynaklı erken göç eden Turnalar,  Kara Leylekler, Poyraz kuşları… Listesi çok daha uzun bir soyu tehlike altında türler listesi.

Bizler bu zor dönemi kapanmayla geçirirken kuşların kuluçka alanlarının ve beslenme olanaklarının genişlediğini, daha çok ürediklerini izledim.  Antroposen merkezli dünyada ne yazık ki her şey insan için. Oysa anlamamız gereken, denizler, ormanlar, kuşlar, böcekler bittiğinde insanlığın kaybedeceği.   Kanal İstanbul gibi devasa projeler tartışılırken ekonomik getiriler üzerinden konu tartışılır. Oysa yok edilen, bir daha geri gelmeyecek olan tüm bir habitattır. Tüm itirazlara rağmen kuşların göç yolları üzerine havaalanları, RES’ler kurulur. Bırakın doğal park alanları oluşturmayı var olanlar talan edilir. Bu gidişle savunmasız canlıların yaşam alanlarıyla beraber türlerinin de tamamen yok olmasına neden olacağız.

Kuşlar doğanın temizlik işçileri gibidir, haşereler başta olmak üzere birçok zararlı canlı türünü yok ederek, organik azot dengesini toprağa geri kazandırır, biyoçeşitliliğin sürmesine yardımcı olur. Toprağı havalandırır, canlandırır, gübreleriyle beslerler.  Beslenme alanlarını izlediğimizde bitki örtüsünün o bölgede diğer alanlardan kat be kat çeşitlendiği, canlandığı, güçlendiği çıplak gözle bile izlenir. Çekildiklerinde arkalarında hemen büyük baş hayvanların rahatça beslendiği bir alan ortaya çıktığına rahatlıkla şahitlik ederiz.

Yine örneklersek ciddi şekilde fare temizliği yapan Kızıl Şahinler, leşlerle beslenen Akbabalar, keneleri temizleyen Keklikler…. Doğanın kendi içinde bir dengesi vardır, bir türü azaltırsanız bu tüm türlerin aleyhine sonuçlanır. On beş yirmi kuş sürüsünün beslendiği bir alanda kuşlar çekilirse verim almak için kilolarca gübre ya da ilaçlama yapmanız gerekir. Her fotoğrafçı  bu canlıların güzelliğini fotoğraflamak ister. Bunun için saatler geçirip yollar kat eder.

Yaban hayatının tüm canlıları gibi kuşlar da kuruyan göller, yakılan ya da kuruyan sazlıklar, suyu çekilen bataklık alanlar, azalan su kaynakları ve bu alanların yerleşim ya da tarım alanlarına dönüşmesiyle mücadele ederler. Bir doğa fotoğrafçısı doğanın tahribatı karşısında tüm olan bitenin hüzünlü farkındalığını yaşar. Bir yandan doğanın mucizevi varlığı, muhteşem güzelliğiyle mest olurken bir yandan içi sızlar. Çünkü her kare tarihe bir tanıklıktır, dünyamızın nereye doğru evrildiğinin kanıtı.  Bu günün göçmen kuşlar günü olması da bu yazıyı ve fotoğrafları daha anlamlı kılacaktır.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here